L-sistein, kükürt içeren ve insan proteinlerinin yapısında bulunan bir amino asittir. Proteinlerdeki sistein kalıntıları disülfit bağlarının oluşumuna katılabilir; bu bağlar özellikle keratin gibi yapısal proteinlerde önem taşır. L-sistein aynı zamanda glutatyon sentezinde kullanılan üç amino asitten biridir. Bununla birlikte bu biyokimyasal görevler, L-sistein takviyesinin sağlıklı bireylerde saç, tırnak veya “antioksidan kapasite” açısından ek fayda sağlayacağını otomatik olarak göstermez.
Herkes için kullanılabilecek tek bir “en güçlü” veya “en iyi” antioksidan bulunmaz. C ve E vitaminleri antioksidan özellik gösteren temel besin ögeleridir; selenyum bazı antioksidan enzim sistemlerinin yapısında görev alır. Koenzim Q10 ve alfa lipoik asit gibi bileşikler de redoks biyolojisiyle ilişkilidir. Ancak bir molekülün laboratuvar ortamında antioksidan özellik göstermesi, takviye olarak kullanıldığında hastalıkları önlediği veya sağlıklı kişilerde ek fayda sağladığı anlamına gelmez. Genel yaklaşım önce çeşitli ve dengeli beslenme, takviye gereksinimi varsa ise bireysel değerlendirmedir.
5-HTP veya 5-hidroksitriptofan, vücutta L-triptofandan sentezlenen ve serotonin biyosentez yolunda yer alan bir ara bileşiktir. 5-HTP takviyeleri ruh hali, uyku, iştah ve farklı sağlık durumları açısından araştırılmıştır; ancak bu alanların çoğunda mevcut klinik kanıt sınırlı, heterojen veya kesin sonuç çıkarmaya yetersizdir. 5-HTP özellikle serotonin sistemini etkileyen antidepresanlar ve bazı başka ilaçlarla birlikte kullanıldığında önemli etkileşim riski taşıyabilir.
Spor yapan kişiler için enerji, dayanıklılık, toparlanma ve kas fonksiyonları günlük yaşamdan biraz daha yüSpor yapan herkesin rutin olarak vitamin veya mineral takviyesi kullanması gerekmez. B grubu vitaminleri enerji metabolizmasında, D vitamini kemik ve kas biyolojisinde, demir oksijen taşınmasında, magnezyum kas-sinir fonksiyonlarında ve çinko çok sayıda enzimatik süreçte görev alır. Ancak yeterli enerji alan ve çeşitli beslenen sporcularda gereksinim çoğu zaman beslenmeyle karşılanabilir. Takviye ihtiyacı; beslenme kısıtları, doğrulanmış eksiklik, düşük enerji alımı, özel klinik durumlar ve sporun özelliklerine göre bireysel olarak değerlendirilmelidir.ksek düzeyde yük bindiren süreçlerdir.
Uykusuzluk tek başına belirli bir vitamin veya mineral eksikliğini göstermez. B12, B6 ve D vitamini gibi vitaminlerin sinir sistemi veya metabolizma üzerinde önemli görevleri bulunur; demir ve magnezyum gibi mineraller de normal fizyolojik süreçlerde rol oynar. Ancak bu besin ögelerindeki düşüklük ile insomnia arasında doğrudan ve herkes için geçerli bir neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru değildir. Stres, düzensiz uyku saatleri, kafein, vardiyalı çalışma, ekran kullanımı, bazı ilaçlar ve uyku bozuklukları uykusuzluğun çok daha doğrudan nedenleri olabilir.
Vitaminler doğrudan enerji veya kalori vermez. Vücudun enerjisi esas olarak karbonhidrat, yağ ve proteinlerden elde edilir. B1, B2, B3, B5, B6 ve biyotin gibi B grubu vitaminleri ise bu besin ögelerinin hücresel enerji metabolizmasında kullanılmasını sağlayan enzim ve koenzim sistemlerinde görev alır. B12, folat ve demir gibi bazı mikro besinlerin eksikliği yorgunlukla ilişkili olabilir; ancak yorgunluk tek başına vitamin eksikliği anlamına gelmez. Eksikliği olmayan bir kişide daha fazla vitamin almak otomatik olarak daha fazla enerji sağlamaz.