Oksidatif Stres ve Beyin

Önceki yüzyıl ile kıyaslandığında, sağlık hizmetlerinin gelişmesi, beslenme alışkanlıkları ve enfeskiyon hastalıklarının antibiyotikler ile etkin tedavi edilmeleri nedeniyle gelişmiş ülkelerde yaşam süresi uzamıştır.
Yaşlanma ile ilişkili, kalp-damar hastalıkları, kanser ve Alzheimer Hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkların oranı artmakta ve yaşlı nüfusta en önemli engellilik ve ölüm nedeni olmaktadır. Yaşam süresinin arttığı oranda yaşlanan beyin sağlığı iyiye gitmemektedir.
Fonksiyonel yeteneklerini kaybetmeden, zihinsel aktiviteleri ve günlük yaşam gereksinimlerini yerine getirebilen yaşlı kişiler ‘sağlıklı yaşlanma’ olarak kabul edilirler. Yaşam kalitesini arttırmak ve günlük işlevleri yerine getirir halde kalmak sağlıklı bir anti-ageing stratejisinin temelidir. Yaş bağımlı beyin fonksiyonlarının bozulmasını engellemek hem hastalar hem de onlara bakım veren yakınları açısından son derece önemlidir.
Oksidatif stres beyin yaşlanmasına neden olan en önemli etkendir. Beyin oksidatif strese en duyarlı organdır. Bunun nedeni beyinin oksijene olan ihtiyacının tüm diğer organlardan fazla olmasıdır.
Oksidatif stres, beyin dokusunu oluşturan lipitlere, proteinlere ve DNA’ya ciddi zarar verir. Bu hasar, beynin yaşlanmasına, sinir hücrelerin ölmesine ve bilişsel yeteneklerin kaybına neden olur. Bunun yanında beyin dokusunun hasarlanması ile kendisini gösteren, nörodejeneratif hastalıklar adı verilen, Alzheimer Hastalığı, Parkinson Hastalığı ve Huntington Hastalığı’nın en önemli nedenlerinden biri oksidatif strestir.
Hücrelerin enerji santralleri olan mitokondri ismi verilen organeller oksidatif stres nedeniyle hasarlanabilir. Mitokondri hasarı, beyinde fiziksel ve kognitif problemlerin önemli bir nedenidir. Enerji ihtiyacı en yüksek organ olan beyinde meydana gelecek mitokondri hasarı beynin işleyişini ciddi şekilde aksatır.
Oksidatif stres aşağıdaki durumların en önemli nedenlerinden biridir:
Bilişsel bozukluklar
Unutkanlıklar
Keskin düşünmede azalma
Beyin sisi
Alzheimer Hastalığı
Parkinson hastalığı
Hafif Bilişsel Bozukluk nedir?
Hafif bilişsel bozukluk (HBB), hafızada ılımlı bozukluk, konuşma ve dil işlevlerinde gerileme, öğrenme kapasitesinin azalması, problem çözmede zorlanma ile kendisini belli eden ve günlük yaşamsal aktivitelerde zorlanmaya neden olan bir hastalıktır.
65 yaşın üzerindeki bireylerde görülme sıklığı %10-15 olup, ileri yaşla beraber bu oran artmaktadır. Her yıl HBB olan kişilerin %16,5 kadarı Alzheimer Hastalığı’na ilerlemektedir. Bu nedenle HBB olan kişiler demans açısından yüksek risklidir.
Erkek cinsiyet, metabolik sendrom (obezite, insülin direnci, hipertansiyon ve kolestrol yüksekliği) ve zihinsel aktivitelerde bulunmamak en önemli risk faktörleridir. Bunun dışında, yüksek eğitim düzeyi, hafıza egzersizleri yapmak, fiziksel aktivitede bulunmak ve Akdeniz tipi diyet ile beslenmek HBB gelişimini engelleyici ve koruyucu unsurlardır.
Oksidatif stres ve Hafif Bilişsel Bozukluk
Oksidatif stres teorisine göre, reaktif oksijen radikalleri (oksidanlar), hücre düzeyinde ciddi hasara neden olmakta, yaşlanmaya ve yaşlanmaya bağlı fonksiyon kayıplarına neden olmaktadır. Bunun yanında, artmış oksidatif stres HBB’a neden olan hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklara da neden olmaktadır. Ayrıca oksidatif stresin mitokondri üzerine olan hasar yapıcı etkisi Alzheimer Hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkların gelişme olasılığını arttırır.
Oksidatif stres düzeylerinin kandaki yüksekliği HBB ve Alzheirmer Hastalığı riskini belirgin şekilde arttırmaktadır. Kan oksidatif stres düzeylerinin yüksek olması HBB ve Alzheimer hastalığı gelişme riskini de belirlemektedir. Birçok antioksidan madde (L-Cistein, NAC, Vitamin E, Vitamin C, ALA, CoQ10) HBB ve Alzheimer Hastalığı’ndan koruyucudur.
Beyninizi Kronik Oksidatif Stresten Nasıl Korursunuz?
Oksidatif stres, hücrelerde hasara neden olan serbest radikallerin birikmesiyle oluşur. Beyin, oksidatif strese özellikle duyarlıdır çünkü yüksek miktarda oksijen tüketir ve yüksek miktarda yağ içerir. Bu, beynin oksidatif hasara özellikle duyarlı olmasına neden olur. Ancak, oksidatif stresin olumsuz etkilerini azaltmanın ve beyin sağlığınızı korumanın birkaç yolu vardır:
- Dengeli Beslenme: Antioksidanlar, oksidatif stresi azaltmada önemli bir rol oynar. Bu nedenle, antioksidan bakımından zengin gıdaların tüketilmesi önerilir. Bu gıdalar arasında yeşil yapraklı sebzeler, meyveler, kuruyemişler, balık ve zeytinyağı bulunmaktadır.
- Egzersiz: Düzenli fiziksel aktivite, oksidatif stresi azaltabilir ve beyin fonksiyonlarını koruyabilir.
- Stresi Yönetme: Meditasyon, derin nefes alma teknikleri ve rahatlama teknikleri gibi stres yönetimi yöntemleri, oksidatif stresi azaltabilir.
- Uyku: Yeterli ve kaliteli uyku, oksidatif stresin azaltılmasında kritik bir faktördür.
- Alkol ve Sigaradan Kaçınma: Hem alkol hem de sigara, oksidatif stresi artırabilir. Bu nedenle, bu maddelerin tüketiminin sınırlandırılması veya tamamen bırakılması önerilir.
- Takviyeler: Bazı takviyeler, oksidatif stresi azaltmada yardımcı olabilir. Bunlar arasında L-sistein, E vitamini, koenzim Q10 ve alfa-lipoik asit bulunmaktadır.
- Zihinsel Aktiviteler: Zihinsel aktiviteler, beynin aktif kalmasını sağlar. Bulmaca çözmek, kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek gibi aktiviteler, beynin fonksiyonlarını korumaya yardımcı olabilir.
- Sosyal Aktiviteler: Sosyal ilişkiler, beynin aktif kalmasını sağlar ve oksidatif stresi azaltabilir.
Sonuç olarak, oksidatif stres, yaşlanma sürecini hızlandırabilir ve bilişsel yeteneklerin azalmasına neden olabilir. Ancak, yukarıda belirtilen yöntemlerle oksidatif stresi azaltmak ve beyin sağlığını korumak mümkündür.
Not: Bu metin, genel bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye olarak kabul edilmemelidir. Herhangi bir takviye veya tedavi yöntemi hakkında karar vermeden önce bir sağlık profesyoneline danışmalısınız.
"Sitemizdeki içerikler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir uzmana danışın. Ürünü çocukların ulaşamayacağı, göremeyeceği bir yerde ve orijinal ambalajında muhafaza ediniz. Önerilen günlük dozu aşmamanız tavsiye edilir. Takviye edici gıdalar, dengeli ve çeşitli beslenmenin yerini tutmaz. Bu ürün bir ilaç değildir ve hastalıkların tedavisinde kullanılmaz. Hamilelik, emzirme, ilaç kullanımı ya da herhangi bir sağlık sorununuz varsa ya da beklenmedik bir etki görüldüğünde sağlık uzmanınıza başvurun."